ENGİN ERTAÇ CHP MİLLETVEKİLİ ADAYI
1970 yılında Bitlis’te doğdu. Ailesi Engin Ertaç 7 yaşındayken İstanbul Küçükçekmece’ye yerleşti. Küçük yaştan itibaren çalışmaya başladı. Kimi zaman trenlerde simit sattı, kimi zaman ayakkabı boyadı. Yaşı ilerledikçe meslekler de değişmeye başladı. Minibüs şoförlüğü ile hayatını kazanırken Askere gitti. Askerlik dönüşü evlenen Ertaç bir süre daha minibüs şoförlüğüne devam etti. Beşiktaş sevdalısı olan Ertaç minibüs şoförlüğü yaptığı yıllarda Beşiktaş stadı önünde kapıların açıldığı son 15 dakika için çok bekledi. Daha sonra abisi ile birlikte ERTAÇ Turizmi kurdular. Otobüs ve Servis İşletmeciliği işinde gayretli ve disiplinli çalışmalarıyla kısa sürede başarı elde ettiler. Engin Ertaç sevdalısı olduğu Beşiktaş’ın maçını izlemek için son 15 dakikayı beklediği günlerden işadamı kimliğiyle Beşiktaş’a hizmet ettiği yeni bir döneme girmişti. 1999 yılında Beşiktaş Spor Kulübüne hizmet için futbol ve diğer branşlara otobüs tahsis eti. Engin Ertaç Beşiktaş Alt Yapı Paf Takım Başkanlığında 6 yıl görev yaptı. İş hayatında başarılı bir grafik çizen Engin Ertaç sosyal konulara duyarlı kişiliği nedeniyle siyasi çalışmalara da ağırlık vermeye başladı. Demokrasiye inanan, Cumhuriyet değerlerine bağlı bir baba tarafından yetiştirilmiş olan Engin Ertaç daha küçük yaşlarda CHP ile tanışmıştı. Siyasi çalışmalarına da CHP’de başladı ve partisine her alanda hizmet etti. 2014 yerel seçimlerinde İBB ve Küçükçekmece Belediye Başkanlık seçimlerinde aktif çalıştı. Adalet yürüyüşü sürecinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir adım arkasında Ankara’dan İstanbul’a tüm yolu yürüyen isimler arasında yer aldı. Sivil Toplum Kuruluşları’na destekleriyle de tanınan Ertaç 24 Haziran seçimlerinde İstanbul 3. Bölge’den Milletvekili Adayı oldu.

MUHARREM İNCE TRABZON’DAN CEVAP VERDİ

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin kampanyasının bugünkü durakları Trabzon ve Artvin. İnce Trabzon’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuştu. İnce, katılanların yağmur sürpriziyle karşılaştığı mitingdeki sözlerine de yağmura atıfla başladı. İnce’nin konuşması satır başlarıyla şöyle:

‘Muharrem İnce yağmur, Erdoğan rüzgar’

“Yağmurla Muharrem İnce’yi, rüzgarla da hemşerim Erdoğan’ı özdeşleştiriyorum. Niye biliyor musunuz? Rüzgar sadece güçsüzü kırar, yağmur ise herkesi eşit ıslatır. Zengini, fakiri, kadını, sağcısını, solcusunu, hepsini. Ne diyordu büyük usta? Diyordu ki, ‘Dümende ve baş hattında uzun eğri burunlu insanlar vardı ki, onlar konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki, sırtı lacivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin zaferi için hiç kimseden bir şey beklemeksizin, bir şarkı söyler gibi ölebilirlerdi.”

‘Fındık 15 lira olacak, tarlalar geri verilecek’

İşte bugün buraya bir şarkı söylemeye geldik. Lafı peşin söyleyeyim, Allah’ın izni, milletin isteğiyle 24 Haziran’da Cumhurbaşkanı olduğumda Trabzon‘a iki sözüm var: 1- Fındık 15 lira. 2- Fındık bahçelerinizi orman deyip sizden geri aldılar ya, o tarlaları geri vereceğiz size. ‘Cumhurbaşkanı olduğumda ismini vereceğim’

‘İspatlamazsam namerdim’

Değerli Trabzonlular bu ara hemşerimle iyi anlaşamıyoruz. Ben meydanlarda geleceği anlatıyorum. 10 yıl önce dünyanın en büyük şirketleri ya petrol şirketleriydi ya da bunların benzerleri. Ama bugün değişti. Artık bilişim, iletişim şirketleri öne geldi. Ben bunları anlatırken ikide birde bana laf söylüyor, ben de cevap vermek zorunda kalıyorum. Onlardan birisi şu, ben dedim ki, ‘Partiyi kurmadan önce Fetullah Gülen’e gidip icazet aldın mı?’ O da bana dedi ki, ‘İspatlamazsan namertsin’. Ben de diyorum ki, ‘İspatlamazsam namerdim’. Ben de şu soruyu soruyorum önce. 1- Kiminle gittiğini biliyorum. 2- Bana bunu söyleyen, seninle birlikte giden kişi zaten. Ama ona zarar verirsin biliyorum. Şimdi aranız bozuk. Zaten yanında yola çıktığın kim kaldı ki? Bülent Arınç yok, Ertuğrul Yalçınbayır yok. O günlerde yanından ayrılmayan kişi, bana ‘Beraber gittik’ dedi. Şimdi ben onu korumak pahasına söylemiyorum. Bana ‘Söyle’ derse, ismini de veririm. Ayrıntılar saklı. 24 Haziran’dan sonra tümünü anlatacağım zaten merak etme.

Diploma sorusu

Ne dersem cevap veriyor ama bir konuya hiç girmiyor. Diplomaya hiç girmiyor. Dün Balıkesir’de, Çanakkale’deydim. Mezun olduğum okula gittim, okul arkadaşlarımla beraber 18 yaşında fotoğraf çektirdiğimiz okulun bahçesinde 54 yaşında bir daha çektirdik. Her konuda bana cevap veriyorsun da bekliyorum bu konuda da bir şey desen. 2014 yılında rektöre talimat verdi, ‘Şu diplomayı çıkar ortalığa’ dedi. 2 sene geçti, 2 senedir yok. Ben 1 saat önce telefon açtım, 1 saat sonra okula gittim, orada duruyor. Hemen çıkış belgesini uzatıyorlar. Sen Rizelisin, ben de ana tarafından Rizeliyim, hemşerimden bunu istiyorum. Hadi şu diplomayı göster.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği 26 sene önce kuruldu. 16 senedir iktidardasın, bu konuda ne yaptığını gel Trabzon’a anlat. Kılını kıpırdatmadın, hiçbir şey yapmadın. Biz önümüzdeki dönemde bu milleti barıştıracağız, sonra ekonomik olarak büyüyeceğiz, sonra adil olarak bölüşeceğiz. Sizinle bir bilgi paylaşayım.  81 milyonluk Türkiye‘de yaşı 15-29 arasında 5 milyon kayıp. Bu 5 milyon genç, okulda değil, işte değil, kursta değil. Nerede olduğunun kaydı devlette yok. Sıkı durun bir şey daha diyeceğim. Son 40 yılda Türkiye’de 31 milyon kişi göç etmiş. 2 milyon 650 bin kişi ilk kez oy kullanacak. 570 bin öğrenci var oy kullanacak olan.

Alandaki dede-toruna takıldı

(Alandaki bir dinleyiciye takılarak) Dedesi almış posteri ‘İlk oyum İnce’ye diyor. Onu toruna versene. (Gülerek) Beni de şaşırttın. Türkiye’de 57 milyon seçmen var. Sadece yüzde 7’si köylerde yaşıyor. Çok ilginç değil mi, köylerde insan kalmamış. Nüfusun yarısı 11 büyük şehirde yaşıyor. Yani Türkiye ne yapmış? Köylerini, kasabalarını terk etmiş, büyük şehirlere kaçmış. Bizim insanları yeniden köylerine döndürmemiz lazım. Bunu sağlamanın yolu tarımı, hayvancılığı desteklemektir. Bunu birlikte başaracağız. Bunu en iyi bilenin Trabzon olması lazım. Halk arasında Jarse denilen inek türü var ya, hani sarı, ufak. O ineklerin tereyağı fazladır. Bana Trabzonlu bir öğretmen arkadaşım anlatmıştı, ‘O ineklerden anamın öğrettiği tereyağı ile okudum’. Çok öğretmen vardır, o ineklerden üretilmiş tereyağ ile okumuş. Kadının elinde para oluyordu, tereyağını yaptığında. Onu yeniden yapacağız yeniden. Kadınlarla, gençlerle başaracağız bu seçimi.

Sloganımız bu: ‘Çocuk kreşe, kadın işe’

Şu anda iş gücüne katılım oranı kadınlarda yüzde 32. Yani yüz çalışandan 32’si kadın, bunu 50’ye çıkaracağız. Bunu nasıl başaracağız. Kadının çalışması lazım, çocuk var. Her mahalleye bir kreş açacağız. Çocuk kreşe, kadın işe. Sloganımız bu. Bir sloganımız daha var: Her aileye bir ev, her eve bir maaş. Bunu başaracağız.

Döviz yükseliyor, durdurulamıyor. Ekonomi Bakanı çıkıyor diyor ki, ‘Kurlardan bana ne, tanımıyorum’. Başbakan çıkıyor diyor ki ‘Dolsa ne olur, dolmasa ne olur’, Cumhurbaşkanı çıkıyor diyor ki ‘İlgilenmeyin bununla’. Ama bakın bir zamanlar bir şey demişti, ‘Dolarlarınızı bozdurun’ demişti değil mi? O zaman dolar 3.40’tı, şimdi 5’e geliyor. İki sorum var sana, sen kendininkileri bozdurdun mu? İki, vatandaş seni dinledi bozdurdu, yüzde 40’a yakın zarar etti, bu zararı kim karşılayacak? Diyor ki, ‘Dolar üzerinden bizi terbiye edecekler’. Köprülerde dolar üzerinden anlaşmayı ben mi yaptım, sen mi yaptın? Niye yaptın dolar üzerinden? Geçiş garantisini, hastanede hasta garantisini, hava alanlarında uçma garantisini ben mi verdim, sen mi verdin? Hem dolar üzerinden garanti vereceksin sonra da dert yanacaksın.

‘Gel bir TV kanalında tartışalım’

Ben dedim ki, ‘Köprü yapmak kolay iş. Basarsın parayı betondan demirden yaparsın’. Bana ‘Senin haddine mi köprü yapmak’ dedi. Şimdi ben ona şunu soruyorum, bak kavga etmeyelim, gel memleketi kaldındıralım. Gel bir TV kanalına, prompterların da olsun, danışmanların da olsun. Yüreğin varsa gel bir TV kanalında tartışalım. İstersen kendinin en iyi olduğu 5 konuyu seç. Ben tek başıma geleceğim.

Hazine garantisi sorusu

Birinci Köprü’yü Demirel, İkinci Köprü’yü Özal, Üçüncü Köprü’yü sen yaptın. Sorum şu: Demirel’in yaptığı köprüden 10 liraya geçiyoruz da senin yaptığın köprüden neden 100 liraya geçiyoruz. Bunun cevabını ver. Dün diyor ki, beni acemilikle suçluyor, ‘Büyük kamu yatırımlarında Hazineden tek kuruş harcamadık, bilmiyor’. Meğer o müteahhitler babalarının ruhuna yapmış da benim hatırım yokmuş. Sen yurt dışından kredi alırken bunlara garanti vermedin mi? Hazine kimin malı? Devlet garantisi verdin, şimdi konuşuyorsun. Demirden köprüleri herkes yapar, ben gönüller arasında köprü kuruyorum.

Yerli otomobil eleştirisi

Diyor ki, ‘yerli otomobil üreteceğiz’. Şu ana kadar ‘6 vilayete ‘Sizde otomobil üreteceğiz’ diye söz verdiler. Büyük ihtimal seçime kadar 20 vilayete söz verir bunlar. Teknoloji değişti. Otomobilin lastiğine, kaportasına mı talipsin, beynine mi? Otomobili yapan var, otomobili yapan robot var, bir de robotun beyni yazılımı var. Erdoğan kaportaya, lastiğe, akslarına talip, ben otomobilin beynine talibim. Dünyada ilk 100 marka içinde bir tane Türk markası yok. Önemli olan ürünlerimizi markalaştırmak, bizim derdimizin bu olması lazım.

İlk kez yemek tarifi verdi: Kuru fasulye-pilav

İlk kez bir yemek tarifi yapacağım Trabzon’da. Şimdi size kuru fasulye pilav tarifi yapacağım: 2 su bardağı Çin kuru fasulyesi alacaksınız. Yanına 2 kaşık Tunus zeytinyağı koyacaksınız. Onun yanına 1 adet İran soğanı koyacaksınız. 1 kaşık Ukrayna salçası katacaksınız. Onun yanında Amerikan pirinci olacak. Ve bunları Rus doğalgazında ısıtacaksınız, ayrıca Fransız düdüklü tenceresini kullanacaksınız. Oldu mu size kuru fasulye pilav? Peki AK Parti’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. Bunlar doğru biliyor musunuz? Kuru fasulyeyi Çin’den, samanı Bulgaristan’dan alıyoruz ey aziz milletim. Etsiz kuru fasulye yaptık. Bu kuru fasulyenin içine 300 gram da Sırbistan eti katacaksınız, etli kuru fasulye oldu.

Yerli milli eleştirisi, Hindistan mermeri sorusu

Erdoğan yerli-milli, sanki biz yabancıyız. Bir sorum daha var? Her gittiği yerde ‘yerli milliyim’ diyor, sanki biz ithaliz. AK Partili kardeşlerime sesleniyorum, soru şu: Saraydaki mermerler Afyon mermeri mi, Hindistan mermeri mi? Yerliysen Afyon mermeri kullanman lazım. Sen Hindistan’dan mı getirdin, Afyon mermeri mi kullanıyorsun? Bundan daha güzel yerli milli cevabı olur mu?

‘Gazze’ye gideceğim’

Bir konu daha var, o da şu. Ne zaman seçim yaklaşsa, İsrail tartışması olur. Hep numara, kayıkçı kavgası. Filistin’de Müslüman kardeşlerimiz katlediliyor, o miting derdinde. ‘İsrail mallarını boykot et’ diyoruz, ‘etmem’; ‘petrol taşımacılığı yapma’ diyoruz, ‘yapacağım’; ‘İsrail’den tohum alma’ diyoruz, ‘alacağım’. Peki Filistinli bir Müslüman Türkiye’ye gelmek istese vize var. Ama bir İsrailli gelmek istese İsrailliye yok. Böyle bir durumda yaptığı tek şey Filistin mitingi. Peki sorum şu, ‘Gazze’ye gideceğim’ demişti. Gitti mi, ancak Gebze’ye gitti. Devlette devamlılık esastır, sevgili Trabzonlular size söz veriyorum, Cumhurbaşkanı olduğumda Gazze’ye gideceğim, söz.

Montajlamayı FETÖ’den mi öğrendiniz?

Bir konu daha var; geçenlerde Samsun’daydım, gençler bisiklet getirdi, bindim. Diyor ki, ‘Sen bisiklete bin’. Tamam ben bisiklete bineceğim, sen de ecdadımız gibi ata bin ödeşelim. Ama bu ülkede bayağı da bir namussuz var. Sosyal medyada akşam gördüm. Benim bisikletli fotoğrafı almış, caminin içine yerleştirmiş, sanki bisikletle caminin içinde geziyorum. Bunlar namussuz, ahlaksız. Camiyi babasının malı sanıyor. Cami hepimizin. Terbiyesiz herifler FETÖ‘den mi öğrendiniz bu montajlamayı.

‘Bunlar Menderes gibi beni idam eder’ diyor. Nereden çıktı bu yahu? Bu duygu sömürüsüne gerek yok. Bir kere idam kalktı? Ortağın Bahçeli’ye sor, idamın kalktığını en iyi o bilir. Biz CHP varız, engel oluruz korkma? Menderes kim sen kim? Rahmetli Menderes, oğlu ticaret yapmak istediğinde, ‘Olmaz ben siyaset yaparken sen ticaret yapamazsın’ diyen adam. Senin Menderes’le ne benzerliğin var? Ama korkma eğer birileri böyle bir şey yapmak isterse biz karşılarına dikilir, yanına gelir, seni savunur, koluna gireriz. Meydanlarda hiç böyle bir şey yokken de duygu sömürüsü yapma. İnsanların dini, milli duygularını kullanma. Gel bir TV kanalına ekonomi, dış politika tartışalım. Hadi eğitim demiyorum, onu tartışamazsın, gel öbürlerini tartışalım.

Buradan Borçka’ya gidiyorum. Çünkü 1986 Kasım ayında öğretmenliğe orada başladım, ilk maaşımı orada aldım. Orada hayaller kurmuştum, Allah’ın izniyle o hayaller 24’ünde gerçekleşecek.” Muharrem İnce, “Kendimi sizlere, sizleri Allah’a emanet ediyorum. Ama 24 Haziran’da hastalanmak, acıkmak, üşenmek yok, mazeret yok” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

 

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.